Deprecated: Automatic conversion of false to array is deprecated in /home/obidibidi/domains/bidibidi.com/public_html/galeri/include/debugger.inc.php on line 114
En çok bakılan - Bidibidi Resim Galerisi

Bidibidi Resim Galerisi


Ana Sayfa Kayıt ol Giriş
Albüm Listesi Son yüklenenler Son yorumlar En çok bakılanlar En beğenilenler Favorilerim Ara
Ana Sayfa > Benim Resim Galerim

En çok bakılan - Benim Resim Galerim
bendenizdegistim2.jpg
BENDENİZ122 kez bakıldı25 Temmuz 1973 yılında İsviçreâ??de doğan Bendeniz (Deniz Çelik), Erenköy Kız Lisesiâ??nden mezun oldu. Lise öğreniminin ardından tekrar İsviçreâ??ye dönerek iki yıl boyunca büro işleri alanında bir meslek yüksekokuluna devam etti. Bir süre Türkiyeâ??nin ilk bayan futbol takımı Dostluksporâ??da oynadı. Bu dönemde yapmış olduğu bestelerini somut bir çalışmaya dökmek üzere bir takım olanaklar aramaya başladı.

Bir arkadaş toplantısı sırasında tesadüfen orada bulunan Raks Müzik Yapımâ??dan bir yetkilinin kendisini dinlemesiyle şöhret kapısı aralanmış oldu. Raks ile anlaşarak 3-4 aylık yoğun bir çalışmanın ardından kendi adını taşıyan ilk albümünü çıkardı. Düzenlemelerini Garo Mafyanâ??ın yaptığı albümden ilk klip, â??Ya Sen Ya Hiçâ? adlı parçaya çekildi. Neslihan Yargıcıâ??nın hazırladığı ilginç kostümüyle müzikseverlerin hafızalarında â??Abajur Kızâ? olarak yer alırken, albüm, bir milyona yaklaşan tirajıyla büyük başarı kazandı.

Diğer yandan â??Ya Sen Ya Hiçâ? adlı klibiyle, dünyanın en büyük müzik televizyonlarından biri olan MTVâ??nin düzenlemiş olduğu yarışmanın Türkiye elemelerinde dört iddialı klibi geride bırakarak Avrupa elemelerine katılmaya hak kazandı. 19 ülkeden 19 klibin yer aldığı yarışmada Türkiyeâ??yi temsil ederek 11. sırada yer aldı. Bu arada Harun Kolçakâ??la biraraya gelerek â??Bizâ? adlı bir single çıkardılar. İlk albümün kazandığı başarının ardından â??Bendeniz IIâ? adlı ikinci albümünde de Türkiyeâ??nin sayılı müzik adamlarıyla çalıştı. Harun Kolçak, Emel Müftüoğlu, Demet Sağıroğlu, Ümit Sayın gibi isimlerin vokalleriyle destek olduğu albümün düzenlemeleri Ozan Çolakoğlu, Murat Yeter ve yıllar önce kaybettiğimiz değerli müzik adamı Onno Tunçâ??un elinden çıktı.

İlk albümünde olduğu gibi bu albümde de oniki şarkıdan onbirinin söz ve müziğini yazdı. İlkine kıyasla daha hareketli ama yine batı normlarına yakın parçaların yer aldığı albümden â??Gönül Yareler İçindeâ?, â??Neler Olacakâ? ve â??80 Günde Devr-i Alemâ? adlı üç parçaya klip çekildi. 1996 yılında çıkardığı â??Bendeniz IIIâ?de bu defa temposu yüksek parçalar yer aldı. Söz ve müzikleri tamamen Bendenizâ??e ait albümün düzenlemelerini Murat Yeter ve Ahmet Özden yaptı. İlk video klip â??Turnayı Gözünden Vurdumâ?a çekilirken bir de ilke imza atıldı. Klip çekilmeden önce albümdeki dört parçanın kırkaltı saniyelik miksine ilginç görüntülerle süslü bir tanıtım filmi çekilerek medya kuruluşlarına dağıtıldı.

Kısa sürede edindiği tecrübeleri iyi kullanan sanatçı, vokalistliğini de yapan Volkanâ??ın â??Ve Volkanâ? isimli albümünün prodüktörlüğünü üstlendi. Biri dışında albümdeki tüm parçaların söz ve müziklerini yazan Bendeniz, iki parçada da Volkan ile düet yaptı. Bu parçalardan â??Adını Ben Koydumâ?un klibinde de yer alarak Volkanâ??a destek verdi.

İki senelik ayrılığın ardından 1998 yılı başında, â??yaşanmış ve ilelebet yaşayacak olan tüm aşklarınaâ? adadığı dördüncü albümü â??Bendenizâ??denâ?, daha canlı ve romantik yapısıyla en olgun çalışması olarak değerlendirildi. Ã?deti bozmayarak tüm söz ve müziklerini yazdığı albümün hazırlıklarını İsviçreâ??de tamamladı. Özenle çalışılmış altyapısı ve Bendenizâ??in duru sesiyle takdir toplayan albümün ilk çıkış parçası ve klibi â??Günahlarâ? oldu.

Bendeniz'in müzik kariyerindeki beşinci albümü, 1999 yılının son aylarına doğru müzik marketlerdeki yerini aldı. "Kurtulamıyorum" adlı çalışmada, yine bir parça dışında tüm söz ve müzikler kendisine ait. On bir şarkının yer aldığı albümde düzenlemeler Alper Benli ve Ahmet Özden imzasını taşıdı. Albümle de aynı ismi taşıyan "Kurtulamıyorum", duygu yüklü sözleri ve Bendeniz'in farklı tarzıyla ilk çıkış parçası olarak düşünüldü. İlk albümünde yer alan "Ağlayayım Mı?" adlı meşhur şarkısını yeni düzenlemesiyle bir daha yorumlayan Bendeniz, hayranlarına hoş bir sürpriz yapmış oldu. Renkli kişilikleriyle dikkat çeken MGM, "Ben Tazecik Ceylanım"da üflemeli çalgılarla sanatçıya eşlik etti. Bendeniz, "Sarmaşık" adlı şarkıyı ise Volkan Akyol'la birlikte seslendirdi. Volkan, böylece kendi albümüne büyük katkıları olan Bendeniz'e sıcak bir yanıt vermiş oldu.

Yine kendi yolunda, birikimlerini artırarak ilerleyen sanatçının albümünde yer alan diğer şarkılar ise şunlar: "Hello Papi, Hello Mama", "Ağaoğlu", "Kolay Değil", "Yalnızım", "Gece Yatarken", "Sevda Çiçeği", "Ninni, Ninni". Sanatçı son olarak "Zaman" adlı albümüyle sevenlerinin karşısına çıktı
gülyabani
6.bmp
dogus122 kez bakıldıtatl? cad?
600.jpg
MÜZEYYEN SENAR118 kez bakıldıTürk Sanat Müziği'nin ünlü sesi Müzeyyen Senar, 1919 yılında Bursa'da dünyaya geldi. Müzik eğitimine Anadolu Musiki Cemiyeti'nde, kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde başladı. Hayranlık uyandıran bir sese sahip olan bu yetenekli kız çocuğunun ünü yayıldıkça, hafız Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Lem'i Atlı, Mustafa Nafiz Irmak gibi devrin önemli üstadları da ona dersler verdiler, zamanın sevilen şarkılarının yanı sıra, kendi bestelerini de öğretip söylemesine yardımcı oldular.
Kemal Niyazi Bey ve Hayriye Hanım'ın desteğiyle İstanbul Radyosu'nda şarkı söylemeye başlayan Senar, perşembe günleri ilgiyle izlenen bu programla geniş kitlelere adını duyurdu. Senar'ı bu programda dinleyenler arasında, İstanbul'un en önemli müzikhollerinden biri olan 10. Yıl Belvü Gazinosu'nun sahibi İbrahim Dervişzâde de bulunuyordu ve gazinonun 1933 yılının yaz sezonunun yıldızlar programına Müzeyyen Senar'ı da aldı. Senar, sonraki yıllarda İstanbul'un başka ünlü gazinolarında da sahne aldı.

Müzeyyen Senar'ın yeteneği, Cumhuriyet'in kurucusu ve Türk sanat müziğinin büyük hayranı Atatürk'ün de ilgisini çekti ve sanatçı birçok kez onun huzurunda, özel meclislerinde şarkı okudu.

Müzeyyan Senar, 1938 yılında Ankara Radyosu'nun ilk yayınlarına katıldı ve 1941 yılına dek radyo aracılığıyla dinleyicileri ile buluşmayı sürdürdü.
Türkiye'nin ünlü gazinolarında yaptığı başarılı sahne programları ve plak çalışmalarıyla Türk müziğine yeni bir soluk getiren Müzeyyen Senar, son sahne konserlerini 1983 yılında İstanbul Bebek Gazinosu'nda verdi. Bu tarihten sonra yalnızca ender anlarda, müzikli özel toplantılarda şarkı söyledi.

Türk Sanat Müziği'nin büyük sesi, Devlet Sanatçısı Müzeyyen Senar'ın, sanat hayatı konser ve albüm hazırlıklarıya devam ediyor.
gülyabani
image~1.jpg
HAKAN PEKER118 kez bakıldı1963 yilinda Istanbul'da dogdu...
Dans onun için, çocuklugunun ilk yillarindan beri bir tutkuydu.
Gene Kelly, Fred Astaire, John Travolta ve Michael Jackson'un danslari onu çok etkiliyordu. Sürekli onlarin danslarini taklit eden çalismalar yapiyordu.
Ilk gençligi, discolarda geçti. Bu arada profesyonel çalismalar dönemi de basladi. Seyyal Taner, Deniz Erkanat'in dansçisi olarak çalisti.
1981'de Türkiye Dans Yarismasi'nda aldigi birincilik ona, söhret kapilarinin açýimasini sagladi.
Bu tarihten sonra, TRT'nin eglence programlarinda ve çesitli yurtiçi ve yurtdisi konser organizasyonlarinda "Hakan Peker Dans Grubu" kendini göstermeye basladi...
Hakan Peker için dans önemliydi, ama asil ilgi alani müzikti. Özellikle Türk Sanat Müzigine tutkundu. Halk müzigini de çok seviyordu.
En büyük hayali, ismini sarkici olarak da duyurmakti. Ama sarkiciligini, dansciligiyla da bütünlestirmek istiyordu. Bunun için de sevdigi müzik türleri uygun degillerdi. O da pop müzik söylemeye karar verdi.
Hayallerinde, o gün de, bugün oldugu gibi, Michael Jackson'un "Thriller'i, John Travolta'nin "Grease"i gibi projelerin bas kahramani olmak vardi.
Önceleri dans ederek, Ingilizce sarkilar söylemeye basladi. Özellikle genç kizlar ona bayildilar.
O da bu begeniden güç alarak ilk albümünü yapmaya karar verdi.
1989 yilinda ilk albümü piyasaya çikti. "Bir Efsane" ismini tasiyan albüm çok begenildi. Üzerinden 10 yili askin bir süre geçmesine ragmen, özellikle albüme ismini veren parça "Bir Efsane" best of çalismasinin da destegiyle hala ilgi görmeye devam ediyor.
1990 yilinda çikan "Camdan Cama"da, sanatçiya istedigi basariyi ve parayi getirdi.
Albümlerinin elde ettigi basarunin ardindan, Hakan Peker kendi prodüksiyon sirketini kurarak hem kendi albümlerini bu sirketten çikarmaya basladi, hem de yeni sanatçilarin müzige kazandirilmasini sagladi.
Hakan Peker'in müzik dünyasina kazandirdigi sanatçilari sayacak olursak, su isimlere rastliyoruz; Burak Kut, Zafer Peker, Özlem Tekin, Ali Güven, hatta ve hatta Ayna Grubu'nun meshur Erhan Güleryüz'ü de ilk albümünü Hakan Peker'in destegiyle çikarmisti.
"Hey Corc", "Amma ve Lakin" albümleri kendi sirketinden çikardigi ve kariyerini saglamlastirdigi albümler oldu.
1995 yilinda çikardigi "Atesini Yolla" albümü, onun farkli bir döneme girmesine de yol açti. Bu albümde sarkilarin klip yönetmenliklerini de üstlendi...
Bir röportajda, "Basaridan sikildim. Biraz basarisizligi deneyimlemek istiyorum," demisti. Ama görünen o ki Hakan Peker'in basarisizligi; basarisizligi deneyimleyememek.
Çünkü, son albümü "Illaki Hakan Peker"deki sarkilar yine çok söyleniyor ve albüm yine en çok satan albümler arasinda yer aliyor.
Yine bir röportajda, basariya giden yollari anlatirken sunlari söylemisti; " Herseyi, daha dansçiligim dönemimde, ince ince planladim. Her tasi uygun yere yerlestirdim ve uygulamaya basladim. Asla taviz vermedim. Her zaman duygularimin önüne mantigimi koydum ve sonunda basariyi yakaladim."
Hakan Peker basariya giden yolda, dostluklarin çok önemli oldugunun da bilincinde, sanat dünyasindan en siki dostlari ise, Eda- Metin Özülkü, Ercan Saatçi, Izel, Aykut Gürel, Ferda Anil Yarkin.
"Illaki Hakan Peker" albümünde, Hakan Peker'i en çok etkileyen sarki "Karam" olmus. Özellikle Özkan Ugur'un bu parçada yaptigi vokal onu derinden etkiliyormus.
Hakan Peker için evlilik su siralar uzak bir ihtimal. Evlenmeyi düsünmedigini ama bu konuda büyük konusmanin, "kesinlikle" demenin yanlis oldugunun da bilincinde. Herseyi akisina birakmis. Sanatçi evliliklerinin uzun olmayacagi konusuna ise pek katilmiyor, "Sanatçi için evliligin sürmesi zor ama, imkansiz degil" diyor.
Hakan Peker, medyatik asklari sevmiyor.
Onun da hayalinde idealize ettigi bir kadin var. Ama bu kadin, fiziksel özellikleriyle degil, kisiligiyle onun hayallerinde yer aliyor. Hakan Peker'in ideallerindeki kadinin, özverili, dogal, uyumlu olmasi gerekiyor. Ayrica onun yaninda gölge gibi kalmamasi ve kisiligini ortaya koymasi da çok önemli.
Hakan Peker için dogallik çok önemli. Birlikte oldugu kadinlarda bu özelligi arayan sanatçi, kendisi konusunda da ayni özelligi uyguluyor. Konusmalarinda olabildigince dogal ve dobra. Fiziksel bakim konusunda da dogalliktan yana, "Benim için temizlik çok önemlidir. Ama bakim konusunda öyle özel ürünler kullanmam," diyor.
Su siralar ilk gençligini yasayan ogluyla da arasi çok iyi. 16 yasindaki bu genç adamla, babasi, birlikte çok iyi vakit geçiriyorlarmis. Balik tutuyor, futbol oynuyor, bol bol sohbet ediyorlarmis. Bu arada oglu, onun en siki hayranlarindan biriymis. Küçük Peker'in en büyük tutkularindan birisi ise basketbolmus.
Hakan Peker özellikle aileler tarafindan çok begenilen bir sanatçi. O ise, bu konuda söyle diyor; "Ben elektrigimi insanlara olumlu yansitmayi basarabiliyorum. Insanlarin yüreklerinde pozitif duygular uyandirabiliyorum. Aileler tarafindan çok sevildigimi hissedebiliyorum. Beni benimsiyorlar, göz önünde olmadigim zaman özlüyorlar. Ama su da bir gerçek ki hersey karsiliklidir. Ben de beni seven herkese söyle seslenmek istiyorum "Hepinizi çok seviyorum."
gülyabani
bayrağım.jpg
117 kez bakıldıbetül_42
image~2.jpg
BERDAN MARDİNİ116 kez bakıldıAnne ve babası Mardin'in Yaylabaşı köyünden olan Mardini, 5 Kasım 1978'de Diyarbakır'da doğdu. Yedi kardeş'in 6. sı olan olan Mardini'nin babası T.Z.D. Kurumunda çalışan bir devlet memuruydu. Babasının mesleği nedeniyle eğitimini değişik illerde sürdürmek zorunda kaldı.

İlkokul ikinci sınıfa kadar Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde okudu. Daha sonra babasının tayini çıkınca, ailesiyle birlikte Isparta’nın Gelendost taşındı. İlkokul üçüncü sınıfa Gelendost'ta devam etti. O yıllarda yeteneği ön plana çıkmaya başlıyordu. Okulda oynadığı piyes, tiyatro gibi sanat alanlarında sesinin güzelliği çevresi tarafından fark edildi.


İlkokul 5.sınıfta düzenlenen ilçeler arası şiir yarışmasında üçüncü oldu. Daha sonra ortaokul yıllarında okulun düzenlediği bir çok sosyal ve kültürel faaliyetlerde görev aldı. Ortaokulda üç, lisede iki sene tiyatro oynadı. Yine okulun düzenlemiş olduğu ses yarışmasında birinci oldu. O dönemler müziğe daha fazla merak sarmaya başlamıştı. Enstrüman çalmayı çok istiyordu. Okulun açmış olduğu bağlama kursuna ablası ve ağabeği yazıldığı için kendisi yazılamadı. Ama o kadar hevesliydi ki ağabeyi ve ablası evde çalışırken onları seyreder, daha sonra bağlamayı gizlice alıp kendi kendine çalışırdı. Bir süre sonra kendide bağlama çalmaya başladı. Derken babası emekli oldu ve ağabeğiyle ablasının, daha önce gittiği İstanbul’a yerleşmek zorunda kaldı.


İstanbul’da Avcılar’a yerleşti. Avcılar Süleyman Nazif Lisesi’nde eğitimine Lise üçüncü sınıftan devam etti. Bir senelik okul yaşantısı içerisinde yine okulun düzenlediği konser ve faaliyetlerde yer aldı. Üniversite sınavını kazanamadı ve iş hayatına atıldı. Babasının açmış olduğu tekstil firmasında kardeşleriyle birlikte çalışmaya başladı. Burada işin bütün safhalarında çalıştı. Ortacı, makineci ve pastalcı olarak çalıştı. İki senesini burada geçirdikten sonra firmalarının yakınındaki bağlama kursuna yazıldı. Orada çok iyi bağlama çalan birine rastladı. Bir gece onunla birlikte Avcılar sahilde bir bara gidip eğlenmeye karar verdiler. O barda ses düzeni henüz yeni kurulduğu için herkes kendi masasında çalıp söylüyordu. Kendi kendilerine mırıldanırken barın sahibi rica etti ve ses düzeniyle okumasını istedi. Orada bir iki türkü okuyunca çok beğenildi ve geceleri sahneye çıkması istendi.


Aslında sahne anlamında müzik hayatına başlaması tamamen bir tesadüftü. Bu dönem içerisinde sabahtan akşama kadar işyerinde,işten sonra da ailesinden gizli olarak sahne hayatına başladı. Çevresi çok başarılı olduğuna inanıyordu. İstanbul'un değişik semtlerinden teklifler gelmeye başlamıştı. Bu arada profesyonel anlamda müziğe merak sarmaya başlamış ve teklifleri değerlendirme kararı almıştı. Ama konfeksiyon hayatı devam ediyordu. İkisinin de bir arada gitmeyeceğini düşünerek ailesine gece sahne aldığını ve artık müzikle uğraşmak istediğini söyledi. Ailesinden de olumlu yanıt aldı.


Konfeksiyon hayatına son verip Bakırköy Prestij Bar'dan gelen teklifi doğrultusunda orada çalışmaya başladı. Prestij Bar’da sahne almaya başladıktan sonra, farklı birçok teklifler gelmeye başladı. Profesyonel bir müzik hayatı için nota ve solfej dersleri alarak kendisini bu anlamda geliştirmeye başladı. Aslında konservatuar okumak istiyordu, hatta sınavlarına da girdi, fakat başarılı olamadı. Yalnız bu işin okulunu okumanın şart olmadığını, insanın kendini bu anlamda geliştirmek için dışarıdan da özel eğitimler alabileceğini ve kendini hazırlayabileceğini düşünüyordu.


Bir iki yıl Bakırköy’de sahne aldıktan sonra Etiler Zorba Taverna haftanın bir günü türkü gecesi yapmasını istemişti. Pazar günleri orada çıkmaya başladı. Bir dönem sonra şu sıralar da sahne aldığı yer olan Taksim Mektup Bar’da çıkmaya başladı. Sahne yıllarına başladıktan sonra kendisinden iki yaş büyük olan ağabeğide gitar çalmaya başlayarak Berdan'a sahnede eşlik etmeye başladı. Nihayet profesyonel çalışması 2000 yılının kasım ayında piyasaya çıktı. Albümü Canan Prodüksiyon tarafından yapılmıştı. Ama gerek yapım hatası gerekse tanıtım hatası kitlelere onu ulaştıramamıştı. Bu albüm kendisi için iyi bir tecrübe oldu. 2000 yılından 2002 yılına kadar bu anlamda mücadele verdi ve sonunda istediği albümü yaptı.
gülyabani
alyans_(4).jpg
alyans115 kez bakıldıtatl? cad?
ajdapekkan1311h.jpg
AJDA PEKKAN113 kez bakıldıAyşe Ajda Pekkan, 12 Şubat 1946 yılında İstanbul'da doğdu. Deniz binbaşısı olan babasının görevi dolayısıyla çocukluğu Gölcük'te geçti. Şarkıcı olmak için büyük heves taşıyan Çamlıca Kız Lisesi öğrencisi Ajda Pekkan, 1962 yılında dönemin en popüler gece kulübü Çatı'nın sahibi olan İlham Gencer'e ulaştı. İlk olarak seslendirdiği Mina'nın "Il Cielo In Una Stanza" şarkısıyla kendini kabul ettirdiği Çatı gece kulübünde Los Çatikos topluluğu eşliğinde bir müddet sahne çalışması yaptı. 1963 yılında bir aile dostlarının teşvikiyle Ses dergisinin, sinemaya yeni yüzler kazandırmak amacıyla açtığı kapak yıldızı yarışmasına katıldı. Ediz Hun'un erkekler dalında birinci, Hülya Koçyiğit'in bayanlar dalında ikinci olduğu yarışmada, birinci seçilen Ajda Pekkan'ın profesyonel kariyeri böylece başlamış oldu. 1963 yılında "Adanalı Tayfur" ile ilk kez çıktığı kamera karşısında, 1967 yılındaki son filmi olan "Harun Reşid'in Gözdesi"ne kadar baş rollerini Ayhan Işık, Cüneyt Arkın ve Tamer Yiğit gibi sanatçılarla paylaştığı 47 film çevirdi. Ses kabiliyeti rol aldığı filmlerdeki yapımcıların da dikkatinden kaçmadı ve pek çok filminde şarkıcı rolü üstlendi ve çeşitli şarkılar seslendirdi. İlk filmi "Adanalı Tayfur"da seslendirdiği "Göz Göz Değdi Bana" şarkısı, arka yüzünde Öztürk Serengil'in seslendirdiği "Abidik Gubidik" şarkısıyla birlikte 45'lik plak olarak yayınlandı. Sinemaya başlamadan önce tanışıp şarkıcılık yapabilmesi için yardım istediği ve kabiliyetine ikna ettiği Fecri Ebcioğlu, sinema yıllarında da Ajda Pekkan'la irtibatını hiç koparmadı ve 1965 yılında kendine ait ilk plağı olan "Her Yerde Kar Var / 17 Yaşında" piyasaya sürüldü. Birkaç plak denemesinden sonra 1968 yılında çıkardığı "İki Yabancı" 45'liği ile aranjman dalında onbinlerce plak satarak satış rekoru kırdı. "Dünya Dönüyor", "Saklanbaç" ve "Üç Kalp" gibi üstüste çok başarılı plaklar yaptı. Bu yükselen trendin neticesinde yurtdışından davetler aldı ve Atina'daki Uluslarası Apollonia Müzik Festivali'nde '68 yılında "Özleyiş" ve '69 yılında "Perhaps One Day" şarkıları ile üstüste iki kere dördüncü olarak müzik piyasasındaki yerini sağlamlaştırdı. Barcelona'daki Akdeniz Şarkıları Festivali'nde "Ve Ben Şimdi" şarkısı ile Türkiye'yi temsil etmesi ve şarkılarının pek çok filmde fon müziği olarak kullanılması, Ajda Pekkan'ı tüm ülkede tanınır hale getirdiği gibi, ilk olarak Zeki Müren'in alt kadrosunda yer aldığı gazino sahnelerinin de aranan isimlerinden biri oldu.
Her ülkenin starlarını bünyesinde barındırmaya özen gösteren Philips firması, Türkiye'den seçtiği Ajda Pekkan'ı kanatlarının altına aldı ve kayıtları Fransa'daki stüdyolarda gerçekleştirilen, Fikret Şeneş'in sözlerini yazdığı şarkılarla, Ajda Pekkan'ın diğer şarkıcılardan bir adım öne fırladığı yıllar başladı. Üstüste gelen hit plaklarla Ajda Pekkan'ın sesi tüm ülkede keyifle dinlendiği gibi, şık giyimi, sürekli kendini yenileyen görünümü ve değişime açık tavrıyla sadece müzikte değil moda konusunda da hayranlarını sürükleyen bir ikon haline geldi. "Sensiz Yıllarda", "Yalnızlıktan Bezdim" gibi şarkılarla fırtına gibi girdiği 70'lerin ortalarında seslendirdiği "Tanrı Misafiri", "Kimler Geldi Kimler Geçti", "Hoşgör Sen", "Sana Ne Kime Ne" gibi ileride birer Ajda Pekkan klasiği haline gelecek şarkılarıyla Türkiye sınırlarını zorlamaya başladı. Bu üstün performansının sonucunda 1976 yılında Paris'in ünlü Olympia müzikholünde, dönemin ünlü Cezayir asıllı Fransız şarkıcısı Enrico Macias'la seri konserler verdi. Bir dost toplantısında Hürriyet Gazetesi sahibi Erol Simavi'nin "Ajda Pekkan'a Star demek yetmez, ancak Süperstar dersek yerini bulur." sözüyle birlikte önce sanat çevrelerinde, sonra hayranlarının arasında, daha sonra da tüm ülkede "Süperstar" ünvanıyla anılır oldu. 1977 yılında bu ünvanını ilk kez resmileştiren, o güne kadar benzeri görülmemiş bir kapak dizaynı ve prodüksiyonla piyasaya sunulan, "Kim Ne Derse Desin", "Hancı" gibi şarkıların yer aldığı albümü "Süperstar"ı hazırladı. Aynı yıl Tokyo'daki Yamaha Müzik Festivali'nde "A Mes Amours" şarkısıyla elde ettiği başarılı netice, -70'lerin başında yurtdışında ilk olarak bir Almanca ve daha sonra birkaç Fransızca plağı satışa sunulan- Ajda Pekkan'ın '77 ve '78 yıllarında Fransa'da ses getiren 45'lik çalışmaları yapmasına ve sonunda "Pour Lui" isimli Fransızca albümünü hazırlamasına ön ayak oldu. Halk konserleri, sahne çalışmaları ve konuk sanatçı olarak katıldığı uluslararası organizasyonlar ile başarısını pekiştiren Ajda Pekkan, 1979 yılında "Bambaşka Biri", "Haykıracak Nefesim" gibi şarkıların yer aldığı Süperstar serisinin ikinci albümü "Süperstar 2"de kariyerinin doruğuna çıktı. 70'li yıllarda defalarca yılın sanatçısı seçildiği gibi şarkıları da liste başlarından inmedi, çeşitli ödüller kazandı.
O seneye kadar, Türkiye'yi temsil etme görevinin, eleme usulüyle belirlendiği Eurovision şarkı yarışmasına 1980 yılında atama yoluyla Ajda Pekkan seçildi. İlk önce tespit edilen 5 bestecinin şarkılarının jüri tarafından 3'e düşürülmesiyle, "Bir Dünya Ver Bana", "Olsam" ve "Pet'r oil" ile Tv ekranlarında boy gösterdi. "Pet'r oil"ın Türkiye'yi temsil etmesine karar verilen gece sonunda, ülkemizde hiç olmamış birşey oldu ve henüz plağı satışa sunulmamış bir şarkı tüm halk tarafından ezbere söylenir oldu. Kulis faaliyetlerinin yetersizliği, şarkının siyasi hicivli yapısı ve yarışma gecesindeki organizasyon bozuklukları neticesinde Ajda Pekkan bu yarışmada hayal kırıklığı yaratan bir derece aldı. Süperstar'ı bir hayli küstüren bu yarışmadan sonra bir süre dinlenme kararı alıp A.B.D.'ye yerleşti. 70'lerin sona ermesiyle birlikte pop müziğin cazibesini yitirip, alaturka ve arabeske yönelindiği yıllarda "Sen Mutlu Ol" ve "Sevdim Seni" isminde hafif müzik ve alaturka sentezi iki albüm yaptı. Ancak Süperstar'ın bir türlü içine sinmeyen ve kendi isteği doğrultusunda gerçekleşmeyen, ısmarlama olarak hazırlanan bu albümler Ajda Pekkan hayranlarının beklediği renkten ve kıvamdan uzaktı. Yerli bestecilerle çalışmaktan beklediği verimi alamayan Ajda Pekkan, 70'lerde kendi önderliğinde yükselen aranjman akımına geri döndü. "Süperstar 83 Show"uyla sahnelerde fırtına gibi eserken, en başarılı çalışmalarında yanında olan Fikret Şeneş'le birlikte çalıştığı "Uykusuz Her Gece", "Son Yolcu" gibi şarkıların yer aldığı "Süperstar 83" albümüyle yeniden gönülleri fethetti. Reklam filmleri, Tv programları, sahne çalışmalarıyla ikinci baharını yaşayan Süperstar, '84 yılının sonlarında yapımcılarının ve yakın çevresinin ısrarıyla dönemin popüler gruplarından Beş Yıl Önce 10 Yıl Sonra ile bir albüm hazırladı. "O Benim Dünyam" şarkısıyla yeniden çıkış yakalayan Ajda Pekkan, şarkı yorumlarındaki üstün bir performansına rağmen şarkıların özensizliği ve zorlama bir albüm olmasından dolayı, yeni ekibiyle beklediği sükseyi yapamadı. '87 yılında Ülkü Aker ve Fikret Şeneş'in sözlerini yazdığı "Kim Olsa Anlatır", "Yalnızlık Yolcusu" gibi şarkılarla, özel hayranları için eşsiz olarak nitelenen ancak hit şarkı eksikliği nedeniyle, fazla tutulmayan "Süperstar 4" albümünü hazırladı. Sonrasında yaptığı evlilik nedeniyle aldığı müziği bırakma kararı tüm müzik severleri üzse de, müzikten ayrı geçen günlerinde yaşadığı boşluk hissi neticesinde yeniden müziğe dönüş kararı verdiği sıralarda evliliği de sona erdi.
1989 yılının son günlerinde "Ajda '90" albümünü piyasaya sürdü. Pop müziğin çıkmaza girdiği, hatta unutulduğu günlerde "Yaz Yaz Yaz" ile ortalığı kasıp kavurdu. Yarısı yerli beste, yarısı aranjman olan bu albüm, Ajda Pekkan'ın muhteşem dönüşünün bir işaretiydi adeta. Peşi sıra başlayan Rumelihisarı konserleriyle Süperstar, sevenlerini kaldığı yerden büyülemeye devam etti. '91, '93 ve '96 yıllarında çoğunlukla yerli bestecilerle çalıştığı albümleri, sivrilen bir kaç şarkı dışında beklenen ilgiyi görmedi. 90'ların ortalarına kadarki 30 senelik müzikal kariyerinde hiç toplama albüm yapmayan Ajda Pekkan'ın, hayranlarını çok memnun etse de kendi rızası dışında yayınlanan "Hoşgör Sen" ve "Unutulmayanlar" albümleri piyasaya çıktı. Çeşitli sahne çalışmalarına devam ederken '98 yılında eski şarkılarının yeni düzenlemelerini seslendirdiği "Best Of" albümü müzik marketlerdeki yerini aldı. Yüksek satış grafiği yakalayan bu albümün devamı niteliğinde, 2000 yılında 2 CD'den oluşan "Diva" albümü piyasaya çıktı. Bu albümde Ajda Pekkan'ın eski şarkılarının yeni yorumlarının yanı sıra, "Mutlu Bütün Şarkılar" ve "Aşka İnanma" gibi iki yeni şarkı ve kardeşi Semiramis Pekkan'ın eski şarkılarından "Dert Ortağım" ile "Bu Ne Biçim Hayat"ın da Ajda Pekkan yorumları yer aldı. 2003 yazına sözü ve müziği Şehrazat'a ait "Sen İste" isimli single çalışmasıyla bomba gibi giren Ajda Pekkan, halen yaz başında piyasaya verilmesi beklenen yeni albümünün hazırlıklarını sürdürmektedir.
Kariyeri Türk pop müziğiyle yaşıt olan Ajda Pekkan, bugüne dek -13'ü LP, 6'sı CD formatında- 19 tane albüm, 56 tane 45'lik, 1 tane single çalışması yapmış, 1998 ve 2000 yıllarındaki yeniden yorumladığı şarkıları ve remixleri haricinde, plak ve CD'lerinde 221 tane şarkı seslendirmiştir.:
Anlamadim Gitti
Bir Dünya Ver Bana
Boş Sokak
Göz Göz Değdi
Her Yerde Kar Var
Hoşgör Sen
Kader Rüzgarı
Kim Ne Derse Desin
Olsam
Onyedi Yaşında
Petrol
Sakın Sakın Ha
Saklanbaç
Sana Ne Kime Ne
Sensiz Yıllarda
Yere Bakan Yürek Yakan
Yıllar
__________________
gülyabani
1698.jpg
AŞKIN NUR YENGİ111 kez bakıldı3.7.1970 yılında İstanbul'da doğdu. İlk öğrenimini Erenköy ilk okulunda tamamladı.Ortaokul öğrenimine Türk Musikisi Devlet konservatuarında çello öğrencisi olarak başladı, 11 yıllık bir öğrenim sürecinden sonra mezun oldu. 1981 yılında orta öğrenimine devam ederken Onno Tunç orkestrasında Sezen Aksu'nun vokalisti olarak görev almaya başladı.

1986 yılında Harun Kolçak ile birlikte Eurovizyon şarkı yarışmasında "Haydi söyle" adlı şarkıyla bireysel olarak boy göstermeye başladı. Bu yılı takiben 1987 Kuşadası Altın Güvercin Şarkı yarışmasında "Yeniden", 1988 Antalya Altın Portakal'da "Portakal çiçeği", 1989 Çeşme Müzik festivalinde "Artık hiç ağlama" adlı parçalarla uluslararası platformlarda birincilik ödüllerini kazandırdı.


1990 yılında "Sevgiliye" adlı ilk abümü, iki milyonluk trajı ile son dönemde çıkan ilk başarılı genç sanatçı olarak adını duyurmasını sağladı. Ardından gelen yıllarda, "Hesap ver", "Sıramı bekliyorum", "Karaçiçeğim", "Haberci", "Aşk kazası", Rafet el Roman ile "Peşindeyim" single'ı, "Aşkın Nur Yengi 2002" ve son olarak "Yasemin Yağmurları" adlı abümlerini yaptı.Almanya, Belçika, İngiltere, İsviçre, İsveç, Hollanda, ABD gibi birçok dünya ülkesine sayıları yüzleri aşan turnelere çıktı.Malta ve ingiltere'de klipler çekti. Aşkın Nur Yengi, başarılı albümleriyle sürdürdüğü müzik kariyerinin yanısıra yer aldığı değişik projelerle yelpazesini genişletti.


-80'li yıllardan bu yana birçok reklam müziklerini seslendirdi.
- Kurtuluş adlı belgeselde Atatürk'ün akrabası Fikriye hanımı canlandırdı ve jenerik müziğini yorumladı.
- 2001 yılında Levent Kırca ve ekibiyle birlikte "Kadıncıklar" adlı tiyatro oynunda tiyatro sahnesiyle tanıştı.
- Aynı yıl yine Levent Kırca ve ekibiyle birlikte "Olacak Okadar Tv" adlı güldürü programında rol aldı ve ve bu süre zarfında programın müzik direktörlüğünü üstlendi.
- "Cesur Kuşku" ve "Baylar Bayanlar" adlı dizilerde oyunculuğunu ilerletti.
gülyabani
AYAKKABI.jpg
111 kez bakıldıCIVCIV
abidin_resim.jpg
ABİDİN110 kez bakıldıAbidin, 7 Temmuz 1977'de Adana'da doğdu. İlkokulu Adana Ziya Gökalp, ortaokulu yine Adana'da İstiklal Ortaokulu ve liseyi de Seyhan Çobanoğlu lisesinde bitirdi.

İlkokul yıllarından itibaren ailesine yardımcı olmak ve kendi parasını kazanmak için çalışmaya başladı. Önce babasının yanında marangozluk yaptı. Sonra bir tüpçüde çalıştı ve ardından bir börekçiye girip orada soğan soymaya başladı. Lise yıllarında ev ev dolaşarak tekstil ürünleri pazarladı.

Sonunda hayatındaki en büyük tutkusu müzikle tanıştı ve gitar çalmaya başladı. Lise hayatı boyunca Adana müzik merkezinde gitar konusunda kendini geliştirdi ve liseyi bitirdikten sonra barlarda şarkı söylemeye başladı. Ancak üniversiteye de gitmek istiyordu ve sınava girip Anadolu Üniversitesi İktisat bölümü'nü kazandı. Eskişehir'e yerleşti ama sadece 4 ay kalabildi ve Adana'ya döndü. Askerliğini, doğduğu yere çok yakın bir şehirde Gaziantep'te yaptı. Ancak, 8 ay sonra kalbindeki ritim bozukluğu nedeniyle erken terhis edildi. Adana'ya geri döndü.1 yıl boyunca demolar hazırladı ve bunları İstanbul'daki müzik şirketlerine gönderdi. Fakat istediği sonucu alamadı. Hayatına yeni bir yön verip, tekrar Eskişehir'e gitmeye okulunu bitirmeye karar verdi.

Okul ve bar programlarını beraber yürüttü. Mali müşavir olmak istiyordu ama müzik tutkusu yine okuldan ağır bastı ve Abidin yine Adana'ya döndü. Yine demolar hazırladı, yine İstanbul'a gelip demolarını müzik şirketlerine verdi ve yine amacına ulaşamadı. Soluğu tekrar Adana'da aldı. 2003 Yılının Eylül ayı gelmişti.

Kanal D'de Popstar Türkiye tanıtımlarını gördü ve 8 Eylül'de jüri önüne çıktı. Şehir elemelerini geçmiş ve ilk 50 popstar adayı arasına girmişti. Abidin'e yine İstanbul yolları görünmüştü. İstanbul'daki 3 günlük eğitime katıldı. 3. günün sonunda 50 yarışmacıdan geriye 12 kişi kalacaktı ve Abidin gösterdiği performansla Türkiye'nin yeni Popstarı olmaya aday 12 finalist arasına girdi.

Artık sıra halk oylamasına gelmişti. 12 haftalık canlı yayın maratonunun sonunda kırmızı odada son ikiye hiç kalmadan büyük finale kadar geldi ve finalde popstar birinciliğini kazandı. Daha sonra albüm çalışmalarına başlayan Abidin 2004 senesinde ilk albümü olan "Aşktan Yana"'yı çıkardı.
gülyabani
242744030aj0wf4.jpg
bayrağı öpen bebek 109 kez bakıldıbetül_42
7251 resim var 605 sayfada 12