
kv-pusu-galerisi-23bolum-bidibidi-com-55259-2.jpgBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|
|

kalpler-duygusal-kalp-resimleri-www-bidibidi-com-58697-17.jpgortasından kılıç geçmiş kalportasından kılıç geçmiş kalpBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

bidibidicom (2).gifBayrak 3BIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

2329.jpgMUSTAFA SANDALMustafa Sandal'ın müzik kariyeri : Onno Tunç, Selçuk Başar, Uğur Başar, Garo Mafyan, gibi Türkiye'nin önemli müzik adamlarına asistanlık yaptığı dönemlerde başladı. Kendi müzik ruhunu öğrendikleriyle birleştirerek belki de asıl müzikal kimliği olan bestecilik ve söz yazarlığı yönünü ortaya çıkardı. Zerrin Özer, Hakan Peker, Yonca Evcimik, Ayşegül Aldinç gibi pop müzik yıldızlarına verdiği şarkılar Mustafa Sandal'ı aranan ve gerçek anlamda peşinden koşulan bir besteci ve söz yazarı konumuna getirdi. Düşünülecek olursa yüzü tanınmayan ve pek ortalarda görünmeyen bir şarkı yazarının bu derece popüler olabilmesi için Türkiye yeni ve alışılmamış bir durumdu. Yaptığı şarkıları müzik piyasasına verirken kendi adına bir albüm çıkartmak için daha fazla öğrenmeyi, daha iyi bilmeyi, daha çok biriktirmeyi bekledi. Bu süre zarfında müziği akademik yönüyle incelemeyi ve müzik teknolojisini yakından takip etmeyi ihmal etmedi.
Uzun çalışmalar sonucu artık kendi yaptığı şarkıları kendi söyleme kararı aldı ve 1994 yılında ilk albümü "Suç Bende"yi çıkardı. Bu albüm 1,5 Milyon MC ve 200 Bin CD tirajıyla, pop müzik albümlerinin ulaşabildiği satışların çok ötesine geçti ve Mustafa Sandal'ı tartışmasız bir star yaptı. Suç Bende isimli albüm piyasaya verildikten üç ay sonra Mustafa Sandal Türkiye turnesine başladı. Bir seneden çok daha kısa bir süre içinde Türkiye'de 140, Avrupa'da 30 konser vererek kırılması güç bir rekora imza attı. İlk albümün başarısından sonra Sandal bestecilik ve söz yazarlığıyla yetinmek istemedi. İlgi duyduğu başka bir alan olan ve asistanlık yaptığı dönemlerde öğrenmeye başladığı şarkı aranjörlüğü yönünü geliştirmeye karar verdi. Bu yüzden evine bir HomeStudio kurarak oldukça uzun bir zaman bu dalda çalışmalar yaptı.
Klavye, gitar, bilgisayar, müzik programcılığı konularında bu işin ustalarıyla çalıştı. 1995 yılında diğer sanatçı arkadaşlarına verdiği şarkıların yanı sıra ilk kez bir albümün aranjörlüğünü ve müzik direktörlüğünü üstlendi. Sibel Alaş'ın Adam adlı albümüne aranjör ve müzik direktörü olarak imza attı. 1996'da Londra'ya yerleşti ve müzik çalışmalarını orada sürdürmeye karar verdi. Yaklaşık iki yıl aradan sonra ikinci albümü "Gölgede Aynı" adlı albümünü hazırladı. Satışları ise rekor düzeye ulaştı. 2 Milyon MC ve 600 bin CD ile zirveye oturdu. Bu albümde de tam 140 konser vererek rekor üstüne rekor kırdı. Bu albümün ilk albümünden farkı tam anlamıyla bir Mustafa Sandal Prodüksiyonu olmasıydı. ilk albümdeki bestecilik ve söz yazarlığı perfonmasına albümün aranjörlüğü ve süpervizörlüğünü de ekledi. Gölgede Aynı yüzlerce yurtiçi ve yurtdışı konserleriyle örneğine az rastlanır bir Mustafa Sandal fanatizimini de beraberinde getirdi.
Bir zamanlar hayal edilmesi bile güç olan stadyum konserlerinin serisini her konserde en az 20 bin kişiye seslenerek başarıyla tamamladı. Mustafa Sandal albümleri ve konserlerindeki başarıyla yetinmeyerek müziğin görsel yanı diyeceğimiz müzik videolarında daha önce denenmemiş temalar kullandı. Bir Anda'ya action tarzında çektiği klip gösterime girdiği ilk gün büyük dikkat çekti. Ve en istek alıp yayınlana klip olarak listelerin üst sıralarında kendine yer buldu. Bütün bunlar olup biterken Mustafa Sandal başkaları içinde çalışmayı ihmal etmedi. Son çalışmalarına Türkiye'nin önemli kadın vokallerinden İzel ve Reyhan Karaca örnek gösterilebilir. Halen konser ve beste çalışmalarına devam eden Mustafa Sandal'ın merakla beklenen üçüncü albümü piyasaya çıktı.
gülyabani (2 oy verildi)
|
|

bidibididusun (121).jpgBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

bidibidicicek (4).gifKalp ve GülAnimasyonlu Kalp ve GülBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

BIDIBIDIcom(33).jpgHüzünBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

bidibidicicek.gifGül ve YağmurGül ve YağmurBIDIBIDI (12 oy verildi)
|
|

bidibidicicek (7).gifHareketli ÇiçeklerHareketli ÇiçeklerBIDIBIDI (4 oy verildi)
|
|

29092007(020_1).jpgMevlana Celaleddin-i Rumi'ninDoğu'da yetişen en büyük sufi, şair ve düşünür Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin 800. doğum yılı nedeniyle Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2007 yılını tüm dünyada Mevlana Yılı olarak ilan etti.BIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|
|
|

bidibidigundogumubatimi-10.jpgBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

ferdi_tayfur.jpgEFRDİ TAYFUR1945 yilinda Adana Hurriyet Mahallesi'nde dunyaya geldi. Unlu tiyatro ve dublaj sanatcisi Ferdi Tayfur hayrani olan baba Cumali en kucuk ogluna Ferdi Tayfur adini koyar. En buyuk istegi Ferdi'nin iyi bir tahsil gormesidir. Ancak, babasinin oldurulmesi, Ferdi'nin okul hayatinin baslamamasina neden olur. 10 yasina basan Ferdi, ciftlikte calisarak ailesinin gecimine katkida bulunur. Genc Ferdi daha 17 yasindayken sarkici olmak hayaliyle Adana'dan Istanbul'a gelir. O yillarda cocuk sarkicilara pek ragbet bulunmadigindan, kendini ispatlayamayan Ferdi Tayfur, tekrar Adana'ya doner ve ciftlikte traktor soforlugune devam eder. Butun gunu Cukurova'da Pamuk tasimakla gecen Ferdi Tayfur'un gonlunde alevlenen sarkicilik atesi bir turlu sonmez. Sarkici ve sohret olmak umidiyle icin icin yanmaktadir sofor Ferdi. Sonradan Izmirden ve Konyadan calisarak Istanbul'a gelir ve Saya Plak ile anlastiktan sonra o firma icin alti plak doldurur. Ancak yaptigi 45'likler fazla satmaz ve patronu Ferdi de gelecek gormeyerek anlasmayi bozar. Her defasinda karsisina sanssizlik cikmaktadir. Abisinin bir iftira uzere hapise dustugunu duyan Ferdi yeniden Adana'ya doner ve ciftlikteki islerin basina gecer. Aradan iki bucuk yil gecmisti, 25 yasina basmisti Ferdi artik, Zeren plak firmasindan cagri alir ve sahibi Ferdinin plak doldurmasini ister. Yedinci 45'ligi Kaderimsin buyuk bir ilgi gorur. Fakat sanssizlik yine yuzunu gosterir ve plak firmasi kapanmak zorunda kalinca Ferdi 4 yil boyunca bos kalmistir. Sonra Kader plak firmasiyla yaptigi Huzurum Kalmadi adli plak istenen satisi yapar. 1973 ve 1974 yillarinda Gorsev Plak adina bes tane plak yapti, Kir Cicekleri, Bana Gercekleri Soyle, Postaci, Mahkumlarin Duasi ve Yuregimde Yara Var. 45'likler, ancak Ferdi'nin gecimini saglamaya yeter. Ama aradigi, istedigi cikisi bir turlu yapamaz. Sonra arkadasi Ismail Mersinli'yle Elele adinda bir plak sirketi kurar, orda cikardigi Aksam Gunesi cok buyuk oranda satis yapar. Yalniz, basindan beri yakasini birakmayan sanssizlik yine Ferdi'nin pesini birakmamisti. Cesitli olaylar yuzunden o firmayi kapatmak zorunda kalir. Sonradan Elenor plakla anlasir, orda Birak Su Gurbeti, Alistim, Yad Eller ve Cesme ile o zamanin en cok satis yapan 45'liklerdi. Sans ibresi artik Ferdi'den yana donmekteydi. Bu arada sinemadada adini duyurur Ferdi Tayfur. 1976 yilinda Cesme filmini cekerken Necla Nazir ile tanisir ve ona asik olur. Adini Arabesk muzigin Devleri arasina yazdiran Ferdi Tayfur, gazino neonlarinin bas kosesindeki yerini de kisa zamanda alir. Gazinocular, filmciler ve plak yapimcilari Adana'nin bu bagriyanik sarkicisinin kapisini asindirir. Allah "Yuru ya kulum" demistir, Ferdi de yurumeye devam eder. Cesme'den sonra yaptigi Derbeder, Benim Gibi Sevenler, Son Sabah, Boynu Bukuk, Olmaz Olsun, Yuvasiz Kuslar, Batan Gunes, Huzurum Kalmadi, Gunaha Girme, Kalbimdeki Aci, Sen de mi Leyla, Yakti Beni, Insan Sevince, Durdurun Dunyayi, Bir Damla Ates, Bende Ozledim, Herseyim Sensin, Utaniyorum, Cilgin Arzular, Haram Oldu, Icimde Bir His Var, Ya Benimsin Ya Topragin, Sevgiler Cicek Gibi, Affet Allah'im, Naz Etme - Canina Okuyacagim, Allah'im Sen Bilirsin, Hoscakal Leyla, Bizim Sokaklar, Bana da Soyle, Emmoglu, Mor Guller, Dunya, Of Daglar ve Yoksun-Kor Talih, Zaman Tuneli, Klasikler 2, Zengin Olursam gibi kaset ve filmleriyle milyonlarin gonlunden ve dilinden dusmeyen Ferdi Tayfur, Turkiyenin gelmis gecmis en buyuk sanatcilarindan oldu. Dillere dusen sarkilarini sinemada ayni isimle filme ceken Ferdi Tayfur, cok sayida film cekti. Sarkicilik, sinema oyunculugunun yanisira, yonetmenlik arzusuyla yanip tutusan Ferdi Tayfur, su filmleri yonetti: Haram Oldu, Icimde Bir His Var, Ya Benimsin Ya Topragin, Canina Okuyacagim, Sevgiler Cicek Gibi ve Affet Allah'im. Yaklasik 100 kaset ve 30'un uzerinde film yapan unlu sanatci 9 kez Altin Plak odulu aldi. 1982 yilinda kendi adina Ferdifon Plakcilik sirketini kuran Ferdi Tayfur'un Konya tanisitgi bir kadindan bir oglu, evliliginden 2 kizi ve yaklasik 25 yildir birlikte oldugu sinema oyuncusu Necla Nazir'dan da bir kizi bulunuyor. 2000 yilinda seker hastaligi sonucu ayak parmaklarini kaybetmekten son anda kurtulan sanatcinin yurtici ve disinda milyonlarca hayrani bulunuyor.gülyabani (2 oy verildi)
|
|

selale.jpgkayısı diyarı Malatya Şelala parkıGökkUşAgI (2 oy verildi)
|
|

bidibidicomyaprakdokumu-8.jpgFerhunde Yaprak DökümündenFerhunde BIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

bidibidicomyaprakdokumu-12.jpgNejlayı Polisler GötürürkenYaprak Dökümü DizisiBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

bidibidicicek (1).gifGüller Küre ve AnimasyonGüller ve AnimasyonBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

21.jpgÃtfaiyecilere bi hatýra fotðrafý deðil mi..BIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|
|
|

adsız~4.bmpNAŞİDE GÖKTÜRKSöz yazarı, besteci ve yorumcu Naşide Göktürk, ikinci şiir kitabını yayımladı. Yükselen değerlere yüz vermediği için televizyon programlarında görünmeyen, klipleri oynatılmayan, çıplak resimleri yayımlanmayan Naşide, 'Sesimi, şarkı sözlerimi satıyorum, başka satılık hiçbir şeyim yok' diyor
İstanbul- Yeniköy'de Passion Cafe'deyim. Naşide Göktürk karşımda. Kendisini pek tanımam. Ama duydum ki, farklı biriymiş. Sezen Aksu'ya yazdığı şarkı sözüyle ün kazanmış. Sonra da piyasada ne kadar şarkıcı varsa neredeyse hepsine söz yazmış, arkasından kendi albümlerini çıkarmış. İki tane de şiir kitabı var karşımdaki hoş bayanın. Konuşmaya başladıktan sonra bu kadının bana çok güzel baktığını fark ediyorum. Gözlerinde derin bir ifade söz konusu. Bana özel mi bu bakışlar diye düşünmeden edemiyorum. 'Olabilir' diyorum içimden, neyim eksik ki, bir pop sanatçısı neden benden hoşlanmasın?
Naşide Göktürk, gerçekten de o tanıdığımız popçular, türkücülerden çok ayrı bir portre çiziyor. En azından şarkılarını zorla ezberlettirmiyor çünkü, klibi yayınlanmıyor. Zırt pırt televizyona çıkmıyor, çünkü çıkınca çenesini tutamıyor. Dergilerde bikinili pozlarını göremiyoruz çünkü, öyle fotoğraflar çektirmiyor.
Naşide az ama güzel gülüyor. Kendi bu özelliklerini pek beğenmiyor ama nazik ve dürüst birine benziyor. Benim için en güzel yanı ise artık nesli tükenmeye başlayan 'net insanlar' sınıfından olması. Bu arada garson geliyor ve Naşide ona da bana baktığı gibi derin derin bakıyor. Şaşırıyorum, dikkat ediyorum foto muhabiri arkadaşım Muhsin'e de aynı derinlikte bakışları. İşte o zaman bu kadının bakışlarının bana özel olmadığını anlıyorum, bir kerizlik duygusu sarıyor bedenimi.
Onun tüm bir yaşama böyle baktığının farkındayım artık. Denizin berraklığına, durgunluğuna, maviliğine bakar gibi. Bazı kadınlar böyle bakar, Atıf Yılmaz, Türkan Şoray'ın da erkeklere, "sıcak bir yaz günü soğuk bir CocaCola şişesine bakar gibi" baktığını yazmıştı. Naşide sonradan söylüyor, denizi çok severmiş, arabasını Salacak'a park edip saatlerce denizi seyredermiş. Çünkü çocukluğu ve gençlik yılları hep Büyükada'da geçmiş. Ailesinin desteğiyle hem okumuş, hem de yazmış. Büyüyünce bir süre muhasebecilik yapmış. Sonra Ankara'da bir cafe işletmiş. Bir yandan da durmadan şiir yazmış. Naşide'nin ikinci şiir kitabı 'Mavi Mavi Sevdim Seni' insanı acıtan, yüreğini buran şiirlerle dolu. Kekilli'ye kızıyorlar ama Naşide'nin şiirlerindeki ölüm temasının fazlalığı ülke nüfusunda ciddi azalmalara yol açacak ölçüde.
Bu şiirler sizi anlatıyor diyebilir miyiz?
Aşkı hangi sınırlarda yaşayabileceğimi, ihaneti ne kadar kaldırıp kaldıramayacağımı anlatıyor.
Şiirlerinizden bunu hiç kaldıramayacağınız anlaşılıyor.
Ben ihaneti, dostluktan, komşuluktan, ahpaplıktan gelen ihanet olarak anlatmak istedim. Her şeyi kapsayan bir ihanet bu.
Ayrılık, acı, ihanet ve çokça ölüm var şiirlerinizde.
Hüznü seviyorum. Ama ölüm pek geçmez şiirlerimde.
Aman Naşidanım tam tersi, ölüm 'bazı' şiirlerinizde geçmiyor.
Bir yanlışlık yapmayın, ortalarda ikinci bir Kekilli olmak istemem. Ama siz söyleyince benim de dikkatimi çekti. Belki de bende bir ölüm korkusu var bilmiyorum. Sonuçta oraya gideceğimi biliyorum. Belli bir yaştan sonra kadınlarda böyle bir korku başlıyor.
'Ben gidince' isimli şiirinizde "söz yazarı besteci ve yorumcu / köşesinden biraz da şair naşide göktürk / bugün
hayatını kaybetti" gibi dizeler var. Allah gecinden versin ölüm ilanı gibi.
Ne yapayım o da bir gerçek. Hiç öldükten sonra ne olacak diye düşünmeyen insan var mıdır? Bizim yaptığımız işin içinde sanatçılara yapılan en güzel promosyon, ya hapishaneye girersin ya da ölürsün.
Peki neden ihanet teması da fazla diye sorsak ayıp olur mu?
Bir kere ihanete uğradım, bir kere terk edildim.
Fakat bu size acı koymuş galiba.
Evet o benden çok şey alan ama bana da çok şey kazandıran bir ilişkiydi. Hâlâ saygı duyuyorum. Bitmesini hiç istemediğim, ve ayrılığa hiç hazırlıklı olmadığım bir dönemde bitti. Elbette izlerini taşıyorum. Dört yıl önce biten bir ilişkiydi. Artık her şey yolunda ama bir şiirde de yazdığım gibi 'İnsanın kalbi yüz kere vurur/ Bir kere de durur!' Aşkın kolay bulunacağına, yakalanacağına inananlardan değilim. Ama seksen yaşına kadar da âşık olabilirim umudunu kendi içimde yaşayan bir insanım.
Çevremize baktığımız zaman gerçek aşkı yaşayanların sayısı çok fazla değil. Ama gazete ve dergilerde insanların durmadan aşk yaşadığını okuyoruz bu ne çelişkidir Naşidanım?
Şimdi herkes birtakım yıkıntılar yaşıyor. Ben bunu, şiirlerle, şarkılarla dile getirenlerdenim. Bazıları da yeni birtakım aşklar yaşayarak üzüntülerini öyle dile getiriyor. Bir dejenerasyon da olabilir. Ben kendi adıma bir ilişkiyi içimde bitirmeden yeni bir ilişkiye giremem. Zaten artık sevgili bulmak da çok zor.
Neden, kapmışlar mı tüm adamları?
Hayır o değil, öyle düşünmüyorum. Kapılanlar ve tutulanlar farklı ilişkiler bence. Ben yürek, sevgi, düşünce birliği istiyorum. Her şey o kadar çok tüketiliyor ki, onun için insanlar alternatifler üretiyorlar. Ama yine de her şey ayni, televizyondaki programlar aynı, şarkılar aynı, kadınlar erkekler o kadar aynılaşmaya başladı ki. İşin kötüsü duyguları da tüketiyorlar. Sonuçta sevgili bulmak, sevgili olmak zorlaştı.
Neden böyle oldu sizce?
İnançlarımızla oynadılar, duygularımızla oynadılar. Hayatı daha iyi standartlarda yaşamak için, daha seri üreten insanlar var. Her ne kadar kirlenmemek istiyorsak da bazen onlara küçük tavizler vermek zorunda kalıyoruz. Ama en azından ben bu işlere girdiğimden beri hiçbir şekilde ödün vermedim.
Peki ödün vermeyince olumsuzluklar oluyor mu, mesela daha mı az para kazanıyorsunuz?
Evet maalesef... Şarkıcılıksa benim yaptığım, ben sesimi, şarkı sözlerimi satıyorum bu karıştırımamalı. Başka satılık hiçbir şeyim yok.
Başka nelerinizi satın almak istiyorlar ki?
Bikinili fotoğraf çekmek istiyorlar mesela. Yok benim hayatımda böyle şeyler. Kasetim daha fazla satsın diye bir havuzun başında poz vermek yerine, o işi bırakıp, yazdığım şiir kitaplarını alıp Ortaköy'de satarak da hayatımı devam ettirebilirim. Bu beni çok incitmez.
Yoksa bilmediğimiz bir yerden geliriniz mi var?
Ben kendimi ekonomik olarak güvenceye alıp da sloganlar atan biri değilim. On sekiz yaşından beri kendi paramı kendim kazanıyorum.
Sevgililer Günü (yarın) ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Kendime daha özenli ve biraz daha romantik olabilirim. Kutlamalara annemden başlarım, en büyük sevgilim annemdir. Sonra
arkadaşlarımı kutlarım. Bugün sadece sevgiliyle paylaşılacak diye bir şey yok. Sevgilisi olmayan ölsün mü yani?
Herkesin Sevgililer Günü kutlu olsun. O gece belki içki içersem erken sarhoş olurum diye hissediyorum.
Bu yalnızlık işareti gibi geldi bana.
Yok canım!
ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR
İSTANBUL
Aşkı aldatan bir şehrin sancısındayım
denizinde bir terkediş bir hüzün
maviye nasıl kıydıysa yüreğin, nasıl kıydıysa
yapma nolur
.....topla kendini şehr-i İstanbul
vururum seni İstanbul
vururum boynundaki gerdanlıktan
vururum seni en sarı sonbaharından
topla kendini...
sana yalvaran kaçıncı şair
kaçıncı şiir bu
yarım kalan sevişmelerden geldik sana
şiirimiz öksüz kalsın diye mi
dilim yetmiyorsa kalbimi dinle
sevda de buna
ekmek parası de
aşk de
ar namus de
töre de
cefa de, vefa de
topla kendini topla
vururum seni İstanbul
vururum en yeşil baharından
kız kulen'den, Aşiyan'dan, Bebek'den
denizinden vururum seni masmavi kanarsın
masmavi ağlarım sana
kendimi vurdurma bana
topla kendini
topla kendini şehr-i İstanbul
Naşide GÖKTÜRK
gülyabani (3 oy verildi)
|
|
|

dfghj.jpgdfghj.jpgbarış akarsu 3CİVCİV (2 oy verildi)
|
|
|

fikret.jpgBennu YILDIRIMLAR - FikretBIDIBIDI (2 oy verildi)
|
|

sebnemkisaparmak.jpgŞebnem KısaparmakBIDIBIDI (5 oy verildi)
|
|
|

barış_akarsu.bmpbarış_akarsu.bmpbarış akarsu 4CİVCİV (2 oy verildi)
|
|
|
| 32 Resim Var. Toplam 2 Sayfa |
 |
1 |  |
|